KADIN HALLERİ

HAYIZ (AYBAŞI HÂLİ)

 

«Sana (kadınların) aybaşı hâlinden de soruyorlar. De ki: O bir ezadır. Bu bakımdan aybaşı hâlinde iken kadınlardan çekilin, temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın (cinsî mü­nâsebette bulunmayın). İyice temizlendikleri zaman, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Allah çokça tevbe eden­leri sever, çok temizlenenleri de sever.» (El-Bakare sûresi, âyet: 222).

Bu, Cenâb-ı Peygamber (S.A.V.)den sorulan üçüncü so­rudur. Müşriklerin ve kitap ehlinin dejenere olmuş ahlâkın­dan, kötü âdetlerinden uzaklaşmayı düşünen ve sadece Allah, ve Resulünün beyân edeceği bir düzen içinde yaşamak isteyen mü'minler, şüphelendikleri hususları çekinmeden Peygamber (S.A.V.)den sorarlardı. Öğrenmek ve şüpheyi gidermek mak-sadiyle sorulan soru ümmet için rahmettir. Karşıdakini ilzam etmek, mahcub duruma düşürmek ve kendi üstünlüğünü gös­termek için sormak haramdır. Buna münazarada «mükâbere» derler, tmam-ı Gâzâlî (Rahmetü'llahı aleyh) «Mükâbere ha­ramdır; inkâr îmân derecesine çıkınca münazara ve münaka­şa doğru değildir,» der.  

Hazret-i Âişe Validemiz (R.A.) buna işaretle diyor ki: «Al­lah ensar kadınlarından razı olsun, onlar çekinmeden dinî mes'-eleleri Resûlüllah (S.A.V.)dan sordular da, o sayede kadınlar hakkında geniş bilgiye sâhib olduk.» Aybaşı hakkındaki soru­yu bizzat Cenâb-ı Hakk cevaplandırıyor ve bu vesileyle birçok şey'lerin faydalı ve zararlı tarafları bildiriliyor. Çünki Kur'ân-ı Kerîm'de geçen ilâhî emir ve 3'asaklar mutlaka dünyevî ve uh-revî hayatımızda, maddî ve manevî sıhhatimizle alâkadardır. Aybaşı hâlinde, kan ifraz eden rahim, bu vaziyette mikrop kap­maya çok müsait hâle gelmiş demektir. Cinsî münasebetin bir­takım zararları olabilir:

a) Rahimdeki damarların kan ifrazı ve bu yüzden damar başlarının açık bulunması bir mikrop kapma neticesinde   kötü hastalıklara yol açması,

b)  îfraz edilen kanın kerîh kokusundan dolayı karı-koca arasına bir soğukluğun girmesi, bu cümledendir.

Bu ve daha birtakım sebeplerden dolayı Cenâb-ı Allah: «Aybaşı hâli bir ezadır (tiksinti veren bir pisliktir). Onun için aybaşı hâli zamanında kadınlardan çekilin (cinsî münâsebet­te bulunmayın),» buyuruyor.

îmam Ahmed bin Hanbel'in, Hazret-i Enes (R.A.)den yap­tığı bir rivayete göre: Yahudiler, karıları aybaşı hâli olunca, onlarla yemek yemezler ve aynı odada oturmazlardı. Eshab-ı kiram bu hususta nasıl davranacaklarım, Yahudiler gibi mi hareket edeceklerini, yoksa ayrı bir yol mu tutacaklarını öğ­renmek için Peygamber (S.A.V.)den sordular. Bunun üzerine yukarıdaki âyet indi. Cenâb-ı Resûlüllah (S.A.V.) bunu tefsîrle: «Cinsî münâsebetten başka her yapınız yapabilirsiniz!» buyurdular. Yahudiler bunu du­yunca dediler ki: «Bu adam (Peygamber) mutlaka bizim her hal ü kârımıza muhalefet etmek istiyor.»

Mevcud muharref Tevrat nüshalarında bu hususdan şöy­le bahsedilmektedir: «Kadınlardan kan gelmesinde,   kadını  yedi gün mundar sayılması lâzımdır. Bu sırada ona dokunan­lar da bütün gün için mundar olurlar. Böyle bir kadının yat­tığı yatak, üzerine oturduğu her şey mundardır; bunlara do­kunanlar da bütün gün için mundar olur, ancak yıkanarak ve elbiselerini yıkayarak temizlenebilirler.Böyle bîr kadınla ya­tan erkek, yedi gün mundar olur ve onun da üzerinde yattığı her şey mundar sayılır.»

«Kanı kesilen kadın da iki kumru, ya da iki güvercin pa­lazını kurban olarak sunmak zorundadır. Ama bundan önce o. da yıkanacak ve elbiselerini yıkayacaktır.»

Yüce İslâm dinî bunu da en mükemmel şekliyle hükme bağlamış, ifrat ve tefritten uzak mutedil bir yol tâyin etmiştir.

Âyet ve hadîslerin delâletinden aybaşı hâli olan kadının tenasül cihazından başka yerlerine dokunmanın ve faydalan­manın câîz olduğu anlaşılıyor. Çoğu âlimlerin görüşü bu mer­kezdedir. Ebû Hanîfe'nin îkrime'den yaptığı rivayete göre: Ce-nâb-ı Peygamber (S.A.V.) aybaşı olan kadınlardan faydalan­mak istediğinde, utanç yerlerine bir Örtü kapattınrdı. Yine Ebû Davud'un yaptığı rivayette: Hazret-i Âişe (R.A.) diyor ki: «Biz­den birimiz aybaşı hâli olunca, Peygamber (A.S.) ile aynı dö­şekte uyurlardı.»

Ebû Kılâbe'nin yaptığı rivayete göre: Mesruk Hazretleri, devesine binip Hazret-i Âişe Vâlidemiz'e geldi ve:

—  Selâm Peygamber'e ve onun ehline, dedi. Hz. Âişe ona seslendi:

—  Merhaba, merhaba! dedi ve içeriye girmesine izin ver­di. Mesruk:

—  Ya Âişe! Sizden bir şey sormak istiyorum, fakat sıkı­lıyorum. Hz. Âişe (R.A.) :

—  Ben senin annenim, sen de benim oğlum (mesabesin-desin). (Sıkılma sor), dedi.

—  Adam, aybaşı hâlinde olan karısından nasıl faydalana­bilir?

Hz. Aişc cevap verdi:

—  Tenasül cihazından başka her tarafından....

Diğer bir rivayette ise, «cinsî münâsebetten baka her şey'-den.»

Bu, tbnü Abbas, Mücâhid, Hasan el-Basrî ve İbrahim'in kavlidir, tbnü Cerîr'in, Meymun bin Mihrân'dan yaptığı riva­yette ise, Hazret-i Aişe, Mesrûk'a: «Entarinin üstünden doku­nabilir demiş.» şeklindedir. Bunu îmam Ahmed bin Hanbel, Ebû Dâvud, Tlrmizî ve îbnü Mâce'nin, Abdullah bin Sa'd el-Ensarî'den rivayet etmişlerdir.

Tuhr  kökünden   gelen  fiil, harfinin şeddesiyle de okunmuştur. Birinci kıraate göre: «Ay­başı hâlinden kesilinceye kadar», ikinci kıraate göre: «Aybaşı hâlinden kesilip, yıkanıncaya kadar.» Kadınlara yaklaşmayın, demektir.

«Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın». îbnü Abbas, Mücâhid ve diğerlerine göre, «Tenasül cihazından...» Bundan başka yerden yaklaşmak iste­yen gerçekten tecâvüz etmiş olur. O halde kadına dübüründen yaklaşmanın, yâni o yoldan münâsebette bulunmanın haram olduğuna dâir delâlet vardır.

îkrim ve Dahhâk'a göre: Hayızdan temizlendikleri halde onlara yaklaşın, temizlenmedikçe yaklaşmayın, demektir.[1]

 

Çıkarılan Hükümler :

 

1- Aybaşı hâlinde bulunan kadınla cinsî münâsebette bulunmak haramdır. Bunu bilerek helâl sayan kimsef İslâmi­yet'ten çıkar.

Tirmizî'nin, Ebû Hüreyre (RA.)den tahrîc ettiği hadîs-i şerifte;

«Kim, aybaşı hâlinde olan kansiyle cinsî münâsebette bulunur veya kadına gerisinden yaklaşır veya bir kâhin (gaaipten ha­ber verene, büyücüye) giderse, Muhammed'e indirileni inkâr etmiş olur.»

îlim ehli bunun tağlîz mânâsına geldiğini söylerler. Yok­sa bu gibi şeyleri helâl saymadığı müddetçe dinden çıkmış olmaz. Haram olduğunu bildiği halde işleyen kimseyi İmam (Kaadı) tekdir edip azarlar ve icâb ederse hafif bir ceza vere­bilir. Aybaşı hâlinde bulunan kadına yaklaşana keffâretin vü-cubunda iki görüş vardır:

a) Yalnız istiğfar edip tevbeyle yetinmek. Bu, Ebû Hanî-fe'nin ve Kavl-i Cedîd'de Şafiî'nin görüşüdür.

b) Keffâret gerekir. Bu, Kavl-i Kadîm'de Şafiî'nin ve Ah-med bin Hanbelin görüşüdür.

Tirmizî'nin, tbnü Abbas (R.A.)dan tahrîc ettiği rivayette: Hayızh olan kansiyle cinsî münâsebette bulunan kimse hak­kında Peygamber (S.A.V.) : «Yarım dinar sadaka verir» buyur­dular. Diğer bir rivayette ise, «Kan kırmızı olursa bîr dînar, san olursa yanra dînar verir» şeklindedir.

Hadîsin merfu' ve mektu' olduğunda görüş farkları vardır.

2 - Aybaşı hâlinde olan kadmm göbeğinden yukarı, di­zinden aşağı olan kısımlariyle istimta' (faydalanmak) ve onun­la aynı döşekte yatmak caizdir.

Buharı ve Müslim'in tahrîc ettikleri rivayette Hazret-i Âişe (RA.) diyor ki:

«Bizden bîrimiz (yâni Peygamber (SA.V.)ın hanımlarından biri) aybaşı hâli olduğu zaman, Resûlüllah (SA.V.) hemen bu hâlin başlangıcında ona bir entari (gecelik) giymesin  (göbek­le diz kapağı arasını örtmesini) emreder, sonra ondan fayda­lanırdı. Hanginiz Resûlüllah (S.A.V.)ın uçkuruna sahip oldu­ğu gibi kendi uçkuruna sahip olabilir?»

Diğer bir rivayette ise:

«Benle Retfûlüllah (S.A.V.) İkimiz de cünüp bulunduğumuz bir halde blfc kaptan yıkanıyorduk ve hayızlı olduğumda da bir entari giymemi emreder, sonra benden faydalanırdı.»

Müslim'in tahrîc ettiği rivayette, Hazret-i Âişe (R.A.) di­yor ki: «Resûlüllah (SA.V.) Mescİd'den bana seslenerek: «Ör­tüyü bana uzat, (getirip ver) diye buyurdu. Ben: «Aybaşı hâ­lim var» dedim, bunun üzerine: «Senin ayba$ı hâlin elinde de­ğildir ya!» buyurdular.

3- Aybaşı hâli olan kadına, namaz kılmak, oruç tut­mak, camie gitmek, Kur'ân okumak, Kur'ân'a el sürmek (el dokundurmak), onu taşımak haramdır.

Bu vaziyette câmi'den geçmesinde iki görüş vardır:

a) Ca­izdir,

b) Caiz değildir.

4 - Aybaşı hâli olan kadın geçirdiği namazları kaza et­mez, fakat oruçları kaza eder.

5- Aybaşı hâli kesilince, kadın yıkanmadıkça oruçtan başka, yukarıda kendisine haram olan hiç bir şey'in hükmü kalkmaz. Gece temizlenirse oruca niyet getirebilir. Yıkanıp yı­kanmaması buna te'sir etmez.

6 - Kadına dübüründen yaklaşmak, yâni o yoldan cinsî münâsebette bulunmak haramdır.

7- Aybaşı olan kadınla cinsî münâsebette bulunma­mak ve tenasül cihaziyle göbekten aşağı kısımlarına dokunma­mak şartiyle"aynı döşekte yatmak caizdir. Ancak nefret ve­riyorsa, ayrı yatmak daha uygundur.[2]


 

[1] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 1/143-146.

[2] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 1/146-149.